فَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يَهْدِيَهُۥ يَشْرَحْ صَدْرَهُۥ لِلْإِسْلَٰمِ وَمَن يُرِدْ أَن يُضِلَّهُۥ يَجْعَلْ صَدْرَهُۥ ضَيِّقًا حَرَجًا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِى ٱلسَّمَآءِ
"Allah kimi doğru yola iletmek isterse, göğsünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, göğsünü daraltır ve sıkıştırır — sanki göğe tırmanıyormuş gibi."
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: benzetme, nefes darlığını tarif ediyor — yükseldikçe soluk almanın zorlaşması. Ve fiil V. bâbdandır (yessa''adü): zorlanarak, adım adım tırmanma.
STYLE gereği bir kayıt: bu benzetmeden modern fizyolojiye dair bir iddia çıkarmıyorum. Ayetin verdiği şey, o günün insanının da bildiği bir tecrübedir: yükseğe çıkarken göğsün daralması. Ve bu, dizinde tutulan sınırın gereğidir.