Tafsir LabUsulGitHubEnglish

En'âm 126-135. ayetler

Kur'an · 6. sûre: En'âm · 126-135. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

6/126-135

وَهَٰذَا صِرَٰطُ رَبِّكَ مُسْتَقِيمًا قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ … يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى

"İşte bu, Rabbinin dosdoğru yoludur… 'Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden, âyetlerimi size anlatan elçiler gelmedi mi?'"

يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِRahmân 55/33'te aynı hitap işlendi; oraya dayanıyorum.

Ve sorunun kaydı kaydedilmeye değer: rusülün minküm — "içinizden."

Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: Fâtır (Melâike) 35/24 (ve in min ümmetin illâ halâ fîhâ nezîr) ve Kasas 28/59'da (hattâ yeb'ase fî ümmihâ rasûlâ) işlenen ilke burada bir soru biçiminde geliyor — ve cevabı da aynı ayette veriliyor: kālû şehidnâ alâ enfüsinâ.

ذَٰلِكَ أَن لَّمْ يَكُن رَّبُّكَ مُهْلِكَ ٱلْقُرَىٰ بِظُلْمٍ وَأَهْلُهَا غَٰفِلُونَ (131) — "Rabbin, halkı habersizken beldeleri haksız yere helâk edecek değildir."

İki kayıt birden: bi-zulm ve ve ehlühâ ğâfilûn. Yani hem haksızlık hem habersizlik dışlanıyor.

وَرَبُّكَ ٱلْغَنِىُّ ذُو ٱلرَّحْمَةِ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَسْتَخْلِفْ مِنۢ بَعْدِكُم مَّا يَشَآءُ (133) — istihlâf: خ-ل-ف kökü Fâtır (Melâike) 35/39'da (halâif) ve bu sûrenin 165. ayetinde işlenecek.

قُلْ يَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَامِلٌ (135) — bu ayrışma cümlesi Zümer 39/39'da ve Fussilet 41/5'te (karşı taraftan) işlendi; oraya dayanıyorum. Üçüncü halka burasıdır.


En'âm sûresinin tamamı