وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا طَٰٓئِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِى ٱلْكِتَٰبِ مِن شَىْءٍ
"Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık."
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: ayet, canlıları tek tek varlıklar olarak değil topluluklar olarak anıyor — ve insan topluluğuyla aynı kelimeyle (ümem).
Dâbbe kelimesi Câsiye 45/4'te çözümlendi (hareket eden canlı). Ve tâirin yatîru bi-cenâhayh ifadesindeki fazlalık kaydedilmeye değer: "kanatlarıyla uçan kuş" — uçmanın nasıl olduğu ayrıca söyleniyor. Dilciler bu tür ifadeleri tasviri gözün önüne getirme olarak açıklar.
İki okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum. STYLE gereği bir kayıt: bu ayetten "Kur'an bütün ilimleri içerir" gibi bir sonuç çıkarmıyorum; böyle bir iddia ayetin lafzından zorunlu olarak çıkmaz ve ihtilaf gizlenmemelidir.