7/46-49 — A'râf ehli
وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ وَعَلَى ٱلْأَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلًّۢا بِسِيمَىٰهُمْ وَنَادَوْا۟ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ · وَإِذَا صُرِفَتْ أَبْصَٰرُهُمْ تِلْقَآءَ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُوا۟ رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
Ve beynehümâ hıcâb, ve ale'l-a'râfi ricâlün ya'rifûne küllen bi-sîmâhüm, ve nâdev ashâbe'l-cenneti en selâmün aleyküm, lem yedhulûhâ ve hüm yatmeûn · Ve izâ surifet ebsâruhüm tilkāe ashâbi'n-nâri kālû rabbenâ lâ tec'alnâ mea'l-kavmi'z-zâlimîn
"İkisinin arasında bir perde vardır. A'râf üzerinde de birtakım adamlar vardır; herkesi simalarından tanırlar. Cennet ehline 'Selâm size' diye seslenirler. Onlar oraya girmemişlerdir, ama girmeyi umuyorlardır. · Gözleri ateş ehline doğru çevrildiğinde ise, 'Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber kılma' derler."